THY, jeopolitik gerilimlere rağmen uluslararası yolcu pazarında pay kazandı
- 5/27/2026
- 7 Day
Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilimler, Körfez merkezli bazı havayolu şirketlerinin rota planlamalarında ciddi sıkıntılar yaratırken, Türk Hava Yolları bu süreci stratejik bir fırsata çevirerek uçuş ağında önemli bir yeniden yapılanmaya gitti. Şirket, özellikle Asya ve Afrik…
Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilimler, Körfez merkezli bazı havayolu şirketlerinin rota planlamalarında ciddi sıkıntılar yaratırken, Türk Hava Yolları bu süreci stratejik bir fırsata çevirerek uçuş ağında önemli bir yeniden yapılanmaya gitti. Şirket, özellikle Asya ve Afrika hatlarına yönlendirdiği kapasite sayesinde uluslararası yolcu trafiğindeki payını artırdığını açıkladı.
Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, İngiliz basınına yaptığı açıklamalarda hem bölgesel krizlerin havacılık sektörüne etkisini hem de şirketin bu süreçte izlediği stratejiyi detaylandırdı. Şeker, Orta Doğu’da birçok ülkenin hava sahasını geçici olarak kapatmasının operasyonel riskler oluşturduğunu ancak İstanbul Havalimanı merkezli uçuş ağında herhangi bir aksama yaşanmadığını vurguladı.
Yaşanan gelişmeler doğrultusunda boşta kalan uçakların hızlı bir şekilde yeniden planlandığını belirten Şeker, Asya ve Afrika destinasyonlarına yapılan kaydırmalar sayesinde uçuş verimliliğinin artırıldığını ve mart ayı itibarıyla birçok hatta doluluk oranlarının yüzde 90 seviyesinin üzerine çıktığını ifade etti. Bu performansın, şirketin hem gelir dengesini korumasına hem de yıllık hedeflerini güvence altına almasına katkı sağladığı belirtildi.
Açıklamalarda, bu stratejik kapasite yönetiminin Türk Hava Yolları’nın uzun vadeli büyüme planları açısından da kritik bir rol oynadığına dikkat çekildi. Şirketin 2033 yılına kadar filosunu 850 uçağa çıkarma ve uluslararası koltuk kapasitesi bakımından dünyanın en büyük üç havayolundan biri olma hedefi doğrultusunda bu hamlenin önemli bir basamak olduğu değerlendirildi.
Öte yandan küresel enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların da havacılık sektörüne maliyet baskısı oluşturduğu ifade edildi. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim sonrası jet yakıtı fiyatlarının savaş öncesine kıyasla iki katına çıktığını belirten Şeker, bu durumun şirket üzerinde ciddi bir maliyet yükü oluşturduğunu dile getirdi.
Maliyetleri dengelemek amacıyla çeşitli alanlarda tasarruf tedbirleri uygulandığını aktaran Şeker, seyahat, konferans ve sponsorluk harcamalarında kısıtlamaya gidildiğini, bazı yatırım planlarının ise ertelendiğini açıkladı. Buna karşın yolcu deneyiminin temel unsuru olan ikram hizmetlerinde hiçbir kesintiye gidilmeyeceğinin altını çizdi.
Şeker ayrıca, jet yakıtı maliyetlerinin yaklaşık yüzde 40’ının hedge yöntemiyle güvence altına alındığını, geri kalan kısmın ise piyasa fiyatlarından temin edildiğini belirterek, tüm bu koşullara rağmen operasyonel disiplin ve kapasite yönetimi sayesinde şirketin büyüme hedeflerinin korunduğunu ifade etti.
Genel tabloya bakıldığında, Türk Hava Yolları’nın jeopolitik risklere rağmen uçuş ağını esnek şekilde yöneterek hem doluluk oranlarını artırdığı hem de küresel rekabette avantaj sağladığı görülüyor.







